AKP HÜKÜMETİ VE TARIM ÜRÜNLERİ IV: MISIR VE SÜT

Doç. Dr. Yaşar UYSAL

(16 Temmuz 2007, Pazartesi)

AKP Hükümeti döneminde çiftçilerin satın alma gücünde ortaya çıkan gelişmelere ilişkin değerlendirmelerimizi bugün tamamlamak ve ardından makro ekonomik konulara ilişkin değerlendirmeler yapmaya başlamak istiyoruz. Bugün ülkemiz tarımı açısından oldukça önem taşıyan mısır ve sütü ele alacağız.

Yem, yağ ve son yıllarda şeker sanayinin önemli bir hammaddesi haline gelen mısır tarımsal üretimin önemli bir ürünüdür. Türkiye’nin yağlı tohumlar ve yem bitkilerinde açığı da olduğu dikkate alındığında bu önem daha da belirginleşmektedir.

Pamuk üretiminin, çeşitli nedenlerle karlı olmaktan çıkması ve göreli olarak çok daha az işgücü gerektirmesi nedeniyle Egeli çiftçilerin büyük oranda mısıra yöneldiği görülmektedir. Bu üründe varolan açık nedeniyle çiftçilerimizin mısıra yönelimi olumlu olarak algılansa da, pamuğun yarattığı katma değerin büyüklüğü pamuktan kaçışın sorgulanması gereğine işaret etmektedir.

AKP Hükümeti döneminde mısır için girdi/ürün fiyatı paritelerinin gelişimi incelendiğinde karşımıza şöyle bir tablo çıkmaktadır;

1- 2002 yılında 72 ton mısır ile bir traktör alınabilirken 2006 yılında bu rakam 77 tona yükselmiştir.

2- 2002 yılında 846 gram mısır ile alınabilen bir kg gübre 2006 yılı sonunda 1000 gram mısır ile alınabilir hale gelmiştir.

GİRDİ ALMAK İÇİN GEREKLİ MISIR MİKTARLARI

 

2002

2003

2004

2005

2006

TRAKTÖR(TON)

72,3

68,8

76,9

103,5

77,4

GÜBRE(GRAM)

846,7

871,0

903,6

1192,3

1000,0

MAZOT(Litre)

5,6

4,4

5,4

7,7

6,4

İŞÇİ(KG)

38,3

32,9

44,6

62,7

50,6

3- Mısır üreticisi 2002 yılında 5,6 kg mısır ile bir litre mazot alabilirken 2006 yılı sonunda bu rakam 6,6 kg’a yükselmiştir.

4- 2002 yılında mısır üreticisi 38 kg mısır karşılığında bir işçinin bir günlük yevmiyesini ödeyebilirken 2006 yılında ancak 50 kg ile ödeyebilir hale gelmiştir.

5- Bu verilere göre sözkonusu girdiler, ürün fiyatlarına oranla, çiftçiler için yüzde 18 oranında daha pahalı hale gelmiştir. Dolayısıyla, mısır üreticisi de AKP döneminde fakirleşmiştir.

Gelişmiş ülkelerde tarımsal üretimin yüzde 65-70’i hayvansal, yüzde 30-35’i bitkisel üretimden oluşmaktadır. Türkiye’de ise bu oranlar tam tersinedir. Bunun temel gerekçesi ise ülkelerin gelir düzeyi arttıkça et ve süt ürünleri talebinin artmasıdır. Türkiye, orta gelişmişlik düzeyinde olan bir ülke olarak tarımsal üretim içinde hayvansal ürünlerin payını artırma yönünde politikalar izlemek durumundadır. Aksi halde hayvansal ürünler ithalatının da hızla artması kaçınılmaz olacaktır.

Hayvancılık sektöründe kilit üretim, süt inekçiliğidir. Bu alt dalın gelişmeden et üretiminin de gelişmesi olası değildir. Ancak, yerli ırkların iyileştirilmesi veya yerli yeni ırkların geliştirilmesi yerine ithal damızlık ile sektörün geliştirilmeye çalışılması Türkiye’yi bu alanda da dışa bağımlı hale getirmektedir.

AKP döneminde hayvancılık ve bu sektörün kilit ürünü olan süte yönelik politikaların ürün ve girdi fiyatlarına dolayısıyla çiftçinin satın alma gücüne yansımaları ise şöyle olmuştur;

1- 2002 yılında 50 ton süt ile bir traktör alabilen çiftçimiz 2006 yılı sonunda ancak 65 ton süt ile bir traktör alabilir hale gelmiştir. Yani süt üreticisinin traktör satın alma gücü yaklaşık olarak yüzde 30 oranında azalmıştır.

2- 2002 yılı yılında 588 gram süt ile bir kg gübre alınabilirken, bugün bu rakam 841 grama yükselmiş, yani çiftçi gübre satın alma gücünden yüzde 43 oranında kaybetmiştir.

3- 2002 yılında süt üreticisi 3,9 litre süt ile bir litre mazot alabilirken 2006 yılı sonunda 5,4 litre süt ile bir litre mazot alabilir hale gelmiştir. Yani, AKP döneminde mazotun fiyatı süte göre yüzde 39 oranında daha fazla artmıştır.

GİRDİ ALMAK İÇİN GEREKLİ SÜT MİKTARLARI

 

2002

2003

2004

2005

2006

TRAKTÖR(TON)

50,2

53,1

54,0

60,9

65,2

GÜBRE(GRAM)

588,3

673,0

634,9

701,4

841,7

MAZOT(Litre)

3,9

3,4

3,8

4,5

5,4

İŞÇİ(litre)

26,6

25,4

31,3

36,9

42,6

YEM(GRAM)

847,8

759,4

796,1

810,8

882,0

4- Çiftçilerimiz bir işçinin günlük yevmiyesini 2002 yılında 26,6 litre süt ile ödeyebilirken 2006 yılında bu rakam yüzde 60 oranında artarak 42,6 litreye yükselmiştir.

Bu verilere göre süt üreticisi, ürünü karşılığında girdi satın alma gücünü ortalama olarak yüzde 36 oranında kaybetmiş, yani önemli oranda fakirleşmiştir.

Görüldüğü gibi AKP Hükümeti dönemi, çiftçimiz açısından tam bir felaket dönemi olmuştur. Kanımızca, uygulanan yanlış politikalar, küreselleştirme sürecinde gelişmekte olan ülkelerde tarımın hedef sektör olarak seçilmesi ve AKP’nin de bunlara destek vermesi böyle bir sonucu yaratmıştır. Bu gelişmeler sonucunda büyük oranda fakirleşen çiftçiler, özellikle küçük çiftçiler, tarımsal üretimden vazgeçerek kentlere göç etmiştir. Bu göçle birlikte de köyün, köylünün sorunları kente taşınmıştır. Hükümetin tercihi ise bu sorunu çözmek yerine bedava dağıtılan kömür, gıda ve altın yolu ile fakirliği oya tahvil etmeye çalışmak olmuştur. Fakirleştirilen kesimlerden böylesi uygulamalarla oy almaya çalışmak da herhalde ülkemiz demokrasisinde geçer akçe olabilir…