Gagné

Gagné 1960’lı yıllarda yeni davranışçı akımın temsicilerinden biri olarak kabul edilmekle birlikte, sonraki yıllarda bilgiyi işleme kuramcılarının öncülerinden biri olmuş, davranışçı yaklaşımın ilkeleri ile bilgi işlem süreci yaklaşımının ilkelerini birleştirmiştir. Gagné öğrenmeyi hem ürün hem de süreç olarak ele almıştır. Gagné’ye göre öğrenme, gözlenebilir davranışlardan dolaylı olarak anlaşılır ve öğrenme beyinde gerçekleşir.

 Öğrenme Türleri

Gagne öğretim ile ilgili iki temel sorunun sorulması gerektiğini savunur :

1-      Eğitim-öğretim süreci sonunda öğrencinin ne bilmesini veya ne yapabilmesini istiyorsunuz?

2-      Bu sonuca ulaşabilmek için öğrenci neleri bilmek ve yapabilmek zorundadır? Bu sorulara verilecek cevaplardan bir öğrenme hiyerarşisi oluşturulmalıdır.

 Gagné’ye  göre öğrenme bir biriyle ilişkili sekiz kategoriden oluşan bir süreçtir. En karmaşık öğrenme çeşidi olan problem çözme hiyerarşinin en başında, en basit öğrenme olan işaretle öğrenme hiyerarşinin en sonunda yer alır. Bu sekiz öğrenme kategorisi şunlardır :

1-     İşaret öğrenme: Öğrenmenin en alt basamağıdır. Çocuğun sesin, ışığın, rengin farkına varmasında olduğu gibi.

2-     Uyarıcı davranış bağını öğrenme: Kişi bu basamakta uyarıcıyla davranım arasındaki bağı öğrenir. Kırmızı ışık yanınca durmada olduğu gibi

3-     Uyarıcı davranım bağlarını kurarak uyarıcı-davranım zincirlerini oluşturma: Bu basamakta kişi zincirleme davranımlar oluşturur. Teybi çalıp kaset doldurma, bir arabayı çalıştırmada olduğu gibi

4-     Sözlü karşılıklarıyla uyarıcı-davranım zincirlerini öğrenme: Sözcüklerin anlamlarını öğrenme ve iki sözcük arasında ilişki kurmada olduğu gibi

5-     Ayırt etmeyi öğrenme: Kişi bu basamakta nesneleri, ilişkileri, hayvanları, olguları birbirinden ayırt eder. Kediyi köpekten, anneyi babadan, masayı sandalyeden ayırt etmede olduğu gibi

6-     Kavram öğrenme: Kişi bu basamakta kavramların ne anlama geldiğini öğrenir. Devlet, okul, eğitim, öğretim, pekiştireç gibi kavramların anlamlarını bilme gibi.

7-     İlke öğrenme: Kavramlar arasındaki ilişkileri, neden-sonuç, öncelik-sonralık bağlarını kişi bu basamakta öğrenir. Kanun, kuram, ilke, sayıltı, genellemelerin nerede ve nasıl kullanılacağını bilmede olduğu gibi

8-     Problem çözme: Kişi bu basamakta ilgili kanun, ilke, kural, genellemeleri kullanarak bir problemi çözmeyi öğrenir. Matematik, fizik, kimya, biyoloji, felsefe, sosyoloji vb. alanlarda verilen problemleri çözmede olduğu gibi.

Bu öğrenmelerden ilk beşi davranışçı kuramcılar tarafından açıklanan öğrenmelerdir. İşaret öğrenme “klasik koşullanma” uyarıcı davranım bağı ile motor ve sözel zincirlerin öğrenilmesi ve ayırt etme ise “edimsel koşullanma” ile açıklanmaktadır. Ancak Gagné daha sonraki yıllarında son dört öğrenme türü üzerinde durmuştur. Bunlar kendi aralarında sıkı bir aşamalılık ilişkisi gösterirler. Örneğin kavram öğrenmek için ayırt edebilmek, ilke öğrenmek için ilkeyle ilgili kavramları, problem çözmek için ise problemle ilgili ilke ve kavramları bilmek gerekmektedir. Bu nedenden dolayı Gagné’ye göre öğrenme, birikik bir üründür.

Gagné’nin Öğretim Modeli

Gagné bilgi işlem süreci modeline paralel olarak bir öğretme modeli geliştirmiştir. Modele göre  öğretimin düzenlenmesinde sırasıyla şu adımlar atılmalıdır: 

1-     Dikkati sağlama ve güdüyü harekete geçirme,

2-     Öğrenciye dersin ya da ünitenin sonunda ulaşılması istenen amaçları (hedefleri) bildirme,

3-     Yeni öğrenmeler (yeni öğrenilecekler) ile ilgili daha önce öğrenilmiş bilgi ve becerilerin hatırlatma,

4-     Uyarıcı materyelleri sunma, 

5-     Öğrenciye yol gösterme, rehberlik etme

6-     Davranışı ortaya çıkarma,

7-     Dönüt sağlama,

8-     Öğrenilenleri değerlendirme,

9-     Öğrenilenlerin kalıcılığını ve transferini sağlama.

Dikkat Sağlama: İnsanlar, bir anda tek bir şeye dikkat edebilmektedirler.  Öğretimin hedefler doğrultusunda gerçekleşmesi için, öncellikle öğrencinin dikkatinin öğretilecek materyele çekilmesi gerekir. Öğretmen bu amaçla birçok görsel (resim, film, tablo, harita vb.) ve sözel (fıkra, günlük yaşantıdan seçilecek bir örnek) uyarıcıdan yararlanabilir.

Öğrenciye dersin hedeflerini bildirme: Amacın önceden duyulması, yönetim mekanizmasını harekete geçirir ve beklentilerin oluşmasına yardımcı olur. Öğrenciyi konu dışına çıkmaktan kurtarır. Dersin başında ne öğreneceğini ya da kendisinden ne beklendiğini bilen öğrenci, ders sırasında verilen uyarıcılardan hangilerinin önemli olduğunu daha kolay kavrar. Bu nedenle öğretmenin dersin başında öğrenciyi dersin hedeflerinden bahsetmelidir.  

Ön bilgilerin hatırlatılması: Kazandırılacak davranış, daha önceden kazanılmış davranışlara bağlıdır. Bu nedenden dolayı, ilgili ön öğrenmelerin öğrenciye hatırlatılması gerekir. Bunlardaki eksiklikler, yeni öğrenilecek davranışı olumsuz yönde etkiler. Öğretmen, öğrencilerin daha önce kazanmış oldukları yeterlilikleri soru sorarak, açıklama yaptırarak, tartışarak ortaya çıkarabilir.

Uyarıcı materyellerin sunulması: Davranışı her bir öğrenciye kazandırmak için gerekli araç-gerecin ilgili tekniklerle sunulması gerekir. Uyarıcıların verilmesinde çeşitli örneklerin yer alması ayrı bir önem taşır. Örneklerin, hem öğrencilerin geçmiş bilgi ve yaşantılarına uygun, hem de öğrencilerin alacağı formlarda olması beklenir. Uyarıcı durumun düzenlenmesinde öğrenci grubunun gelişim özellikleri ve okul-sınıf düzeyleri çok etkili bir rol oynar.

Öğrenciye rehberlik etme: Öğrencilerin yanlış davranışlar kazanmaması ve başarılı olmalarının sağlanması için onlara rehberlik edilmesi gerekir. Öğretmen örnek vererek, ipucu sağlayarak, ön bilgisini hatırlatarak, açıklama yaparak öğrencilere rehberlik edebilir.

Davranışı ortaya çıkarma: Her yeni davranış öğretildikten sonra, öğrencilerin bu davranışı ne derecede kazandıklarının yoklanması gerekir. Öğretmen öğrencilere yazılı ve sözsel sorular sorarak davranışı ortaya çıkarmaya çalışmalıdır. Öğrencilerde kazandırılmak istenen davranış gözlemlenmezse, öğretim ortamı zenginleştirilmeli, öğrenciye yeni ipuçları verilmelidir.

Dönüt verme: Öğrenci gösterdiği davranışın doğruluğu hakkında bilgi almak ister. Öğrenci gösterdiği davranışın doğru olduğunu bilirse, davranışı pekişir ve öğrenmeye karşı güdüsü artar. Dönüt verilmesinde standart bir biçim yoktur. Dönüt baş sallama, mimik hareketleri, gülümseme, kabul anlamına söz söyleme, gibi değişik şekillerde verilebilir.

Değerlendirme: Öğretme durumunun sonunda her bir öğrencinin istendik davranışı ne derecede kazandığının belirlenmesi gerekir. Öğretmen informal yollarla birkaç davranışı gözledikten sonra öğrenmenin gerçekleştiğine kanaat getirebilir. Değerlendirme formal olarak izleme testleriyle daha sistemli olarak gerçekleşebilir

Öğrenilenlerin kalıcılığını ve transferi sağlama: Öğrenilenlerin aralıklı olarak değişik durumlar içinde tekrar edilmesi kalıcılığı arttırır. Yapılan araştırmalar öğrenmeden bir süre sonra yapılan aralıklı tekrarların, öğrenmenin hemen ardından yapılanlardan daha etkili olduğunu göstermektedir. Öğretmenin farklı problem durumları sunması da öğrencilerin öğrenilenleri başka alanlara transfer edebilmelerini sağlar.

KAYNAKÇA

Bacanlı, H. (1998). Eğitim Psikolojisi, İstanbul: Kurtiş Matbaacılık.

Demirel, Ö. (2002). Kuramdan Uygulamaya Eğitimde Program Geliştirme. Ankara: Pegem   Yayıncılık.

Erden, M., Akman, Y. (1997). Eğitim Psikolojisi, 4.baskı, Ankara: Arkadaş Yayıncılık.

Fidan, N. (1986). Okulda Öğrenme ve Öğretme, Ankara: Kadıoğlu Matbaası.

Senemoğlu, N.(2003). Gelişim Öğrenme ve Öğretim, Ankara: Gazi Kitabevi.

Sönmez, V. ( 2001). Program Geliştirmede Öğretmen El Kitabı, Geliştirilmiş 9. baskı, Ankara: Anı Yayıncılık.

http://www.yok.gov.tr/egitim/ogretmen/kitaplar/fizik/u3.doc