TEOS - SIGACIK - SEFERIHISAR © 2005 Ali Kazım Öz ali.oz(at)deu.edu.tr

Teos ve Sığacık 2004 Çalışmaları Hakkında Daha fazla Bilgi İçin: www.chprojects.org

Teos, Boiotia’daki Orkhomenos’tan gelen Athamas önderliğindeki Myniailer3 tarafından kurulmuştur. Topluluğa daha sonraları Ionlar ve Atinalılar karışmıştır. Zamanla zenginleşen kent Pers istilasına kadar bu özelliğini sürdürmüştür.Pers kralı Kyros, Kroisos’u yenerek Lydia egemenliğini kazanıp, Ion kentleri üzerine yürüdü. Pers komutanı Harpagos4 Phokaia ve Teos’u, değişik bir savaş stratejisiyle, sur duvarlarının dışına topraktan yapay bir tepe yaparak ele geçirmiştir (MÖ. 545). Bu olaydan sonra Teoslular kentlerini terk edip, Trakia’da Abdera kentine yerleştiler. Burası daha önce Klazomenaili Timesios tarafından kurulmuş fakat yerleşilememişti. Teoslular kente yerleştikten sonra Timesios’un adını ölümsüzleştirdiler. Persler satraplık sistemini Ionia’da da kurdular. Ion (Iauma) satraplığı5; Aeolis’ten Pamphylia’ya kadar uzanan Batı Anadolu’yu kapsıyordu ve Pers hazinesine yılda 400 talent gümüş vergi vermek zorundaydı. Pers istilasından önce Miletos’un Finike kökenli düşünürü Thales tarafından ortaya bir fikir atılmıştı. Tüm Ion kentlerinin ortak bir güç oluşturarak, bölgenin ortasındaki Teos’a yerleşmesi şeklinde olan bu fikir kabul görmedi ve Ionlar köleliğe doğru adım attı. Priene’li Bias ise, köle olmak yerine yurtlarını terk edip Sicilya’da güçlü bir koloni kurma fikrini ortaya atmıştı.Savaştan kaçan Ionlar’ın bir kısmı Mısır topraklarına gittiler. Mısır kralı Amasis, onları iyi karşıladı ve yerleşmeleri için Naukratis kentini gösterdi. Ionlar buraya yerleşmedi fakat, ibadetleri için görkemli bir tapınak inşa ettiler. Teoslular’ın da içinde bulunduğu grubun yaptığı tapınağa Hellenion6 ismi verildi ve Naukratis ile ticaret ilişkileri gelişti.Pers kralı Dareios zamanında, MÖ. 494 yılında, Miletos’un savunması için yapılan Lade deniz savaşında, 353 gemilik Ion donanmasına, Teos 17 gemi ile7 katılmıştı. Savaşta Phokaia’lı Dionysos tarafından komuta edilen Ionlar, Samos gemilerinin bir kısmının desteğini çekmesi sonucu dağıldılar ve ağır bir bozguna uğradılar. MÖ. 4. yüzyılda yeniden eski zenginliğine kavuşan Teos, Delos Birliği’ne 6 talent vergi verecek duruma gelmişti. Büyük İskender döneminde, Çeşme yarımadasının en dar yerinde bulunan kentin, bir su kanalı yardımıyla Smyrna’ya bağlanması düşünülmüştü. MÖ. 304 yılındaki büyük depremden sonra Ionia’da bazı kentleşme çabaları görülmektedir. Bu evrede Antigonos, depremden hasar görmüş iki kenti, Lebedos ve Teos’u birleştirmeyi8 (synoikismos) önerdi. Fakat bu fikri gerçekleştiremeden bir savaşta Lysimakhos’a yenildi. Mustafa Uz,9 C. B. Welles’in10 epigrafik çözümlemelerine dayanarak, Teos’un Helenistik surlarının A. Akarca11 ve F. E. Winter’in12 ifade ettikleri gibi MÖ. 3. yüzyılın sonunda değil, MÖ. 303’te düşünülen synoikismos nedeniyle yapılmış olabileceğini belirtmektedir.Tüm Ionia’da olduğu gibi Teos’ta da önemli düşünürler ve şairler yetişmiştir. MÖ. 6 yüzyılda yaşamış lyrik şair Anakreon ve MÖ. 100 yıllarında Aristoteles kütüphanesini satın alan Apellikon birer Teos vatandaşıdır. Teos’lu kolonistlerin kurduğu Abdera kenti de, MÖ. 5. yüzyılın önemli filozoflardan Protagoras ve Demokritos’un vatanı idi.

Seleukos Kralı Büyük Antiokhos III., Karia’daki Ptolemaios hakimiyetine son vermek için çıktığı Batı seferinde, Ionia kıyılarındaki bazı kentlerle işbirliği içine girmişti. MÖ. 204-202 yılları arasında gerçekleşen kısa süreli seferler sırasında Teos ile işbirliği yaptığı ve hatta koruması altına aldığını yazıtlardan13 öğrenmekteyiz. MÖ. 218’den beri Pergamon Krallığı’na bağlı olan Teos, MÖ. 204-190 yılları arasında Seleukoslar’ın hakimiyetinde kalmıştır. Diğer Ionia kentleri gibi Teos da, Pergamon Kralı I. Attalos’a vergi veriyor ve Bithynia savaşı giderlerine katılıyordu. Bu yüzden Pergamon krallığı hakimiyetindeki kent maddi ve manevi açıdan sorunlar yaşıyordu. Antiokhos dönemiyle birlikte kent, ekonomik ve politik açıdan değişime uğramıştır. Ionia’da Seleukoslar’a bağlı tek kent olan Teos, çevresindeki Pergamon krallığına bağlı Ion kentleri (Kolophon, Notion, Lebedos ve Klazomenai) tarafından kuşatılmıştı. Sonuçta Teos kenti, Suriye’den Ionia’ya kadar uzanan Büyük Seleukoslar Krallığı’nın en uçtaki savunma ve ticaret kenti olarak önemli bir konumdadır. MÖ. 194 yılında Teos önlerinde Roma donanmasıyla yapılan savaştan sonra, Antiochos’un hakimiyeti sona ermiştir.

1. AKROPOLIS
Akropol, kent merkezinin kuzeyinde fakat iki limana eşit uzaklıktaki Kabakır tepesi üzerinde yer almaktadır. Akropol’de yüzeyde görülebilen en önemli kalıntı bir tapınağa aittir. Tapınağın Helenistik dönemde ve hatta öncesindeki Arkaik dönemde yapıldığı düşünülmektedir. Anakaya üzerine moloz taş dolgu yapılarak alt yapısı oluşturulmuştur. Boyutları 1:5 oranında (7.30 x 38.46 m.) ve cella uzunluğu 100 ayak (hekatompedos) olan Arkaik tapınak, Samos’taki Hera tapınağıyla benzerlikler göstermektedir. Tapınağın üst yapısıyla ilgili olarak temenosun güneybatı kısmında, beyaz mermerden yapılmış dar şekilli yumurta-ok silmesi parçaları bulunmuştur. Ayrıca tapınağın doğu tarafında bir sunağa ait olduğu düşünülen kalıntılar yer almaktadır. Akropol’de anakayanın yüzeye yakın olması sebebiyle, yoğun bir yerleşme tabakasına rastlanmamıştır. Buluntular sayesinde buradaki yerleşimin ancak MÖ. 4. ve 5. yüzyıllarda arttığı görülmektedir20.

2. SUR DUVARLARI
Teos’un Arkaik dönem surları çoğunlukla Akropol çevresinde görülmektedir. Kyklopik tarzda yapılan duvarlar hakkındaki tarihsel bilgiyi Herodot’tan öğreniyoruz. MÖ. 545 yılındaki Pers istilasında, komutan Harpagos tarafından yaptırılan yığma tepeler sayesinde Teos’un surları aşılabilmiştir. Helenistik surlar, son yıllarda Prof. Dr. Numan Tuna tarafından yapılan araştırmalar sayesinde geniş ölçüde ortaya çıkmıştır. Daha önceleri kent planına bağlı olarak dikdörtgen21 olduğu düşünülen surların, düzensiz bir şekilde geliştiği görülmektedir. Isodomos duvar tekniğiyle yapılan duvarlar en fazla korunmuş haliyle Dionysos tapınağının batı tarafında bulunmaktadır. Burada yapılan sondajlarda MÖ. 10. yüzyıla kadar inen seramik buluntuları ele geçmiştir.Dionysos tapınağının batısında kalan sur duvarlarının iç kısmında, 1962 yılında yapılan kazılarda22, sur duvarı tabakalaşması hakkında önemli bilgiler elde edilmiştir. Duvarlar boyunca temele kadar inen buluntular, Helenistik dönemden Arkaik döneme kadar olan bir zaman dilimine tarihlenmektedir. Fakat temelden sonra anakayaya kadar olan 80 cm. tabakada ise, MÖ. 6. yüzyıldan başlayarak Geometrik döneme kadar süren buluntular tespit edilmiştir. Böylece mevcut sur duvarlarının MÖ. 6. yüzyıldan itibaren kullanıldığı, daha erken dönemlere ait surların başka bir yerde olduğu ortaya çıkmıştır. Fakat ele geçen seramik buluntular, şekil ve süsleme bakımından Miletos’ta bulunan Geometrik çanak çömleğe benzemektedir. Böylece Teos’un ilk yerleşim tarihi, MÖ. 6. yüzyıldan 10. yüzyıla çekilmiştir23.

3. DIONYSOS TAPINAĞI

Teos’un en önemli yapısı, Anadolu’da az sayıda örneği görülen Dionysos tapınağıdır. Ion düzenindeki tapınak, yapı şekli olarak hexastyle perıpteros (6-11 tek sıra sütunlu) biçimindedir. Anakayanın düzleştirilmesiyle oluşturulan ve doğudan 12, batıdan 5 basamakla yükseltilen bir podyum üzerine yerleşmektedir. Geniş bir temenos içinde yer alan tapınak ve sunağı doğuya doğru yönlenmiştir. Tapınak, yapı şekli ve sütun genişliği-yüksekliği oranı (1:9,5) bakımından Vitruvius’un Ion düzenindeki tapınak kurallarına uymaktadır. Podyum üzerinde dört basamakla yükselen stylobat boyutları 18.5 x 35.0 metredir. D. M. Uz’a göre; görülen tapınak kısmen Augustus (MÖ. 27–MS. 14) ve daha çok Hadrian (MS. 117-138) dönemi yapısıdır.24 Helenistik tapınak, opisthodomos’un dar olmasına bağlı olarak tetrastyle amphiprostylos25 (iki tarafı dört sütunlu) yapı biçimi şeklinde olabilir. Bu durumda stylobat 8.1 x 19.3 m. boyutlarında olacaktır. Teos Dionysos tapınağı, mimari örgütlenme açısından, pronaos, cella ve opisthodomos’un organizasyonu bakımından, kendisinden önce yapılmış bazı tapınaklarla benzerlik göstermektedir. Hermogenes’in ilham aldığı düşünülen, Pytheos’un eseri olan Priene Athena Polias tapınağı MÖ. 4. yüzyıla tarihlenmektedir. Fakat en önemli farklılık, Teos’ta pronaos’un cella’nın büyüklüğüne yakın olmasıdır. Opisthodomos’lu prostylos olan Magnesıa Zeus Sosipolis tapınağı ise, Hermogenes’in ilk dönem eserlerindedir.MÖ. 2. Yüzyılda yaşamış olan mimar Hermogenes, tapınak mimarisinde kendine özgü bazı yenilikler getirmiştir. Bu değişiklikleri Teos Dionysos ve Magnesia Artemis Leukophyriene tapınağında (MÖ. 130) görmek mümkündür.

4. TİYATRO
Tiyatro, Akropol tepesinin güney yamacına, doğal eğimi kullanarak kurulmuştur. Eğimin yetersiz olduğu durumlarda tonozlu geçitler yapılmıştır. Sahne binası mimari elemanları korunmuş olmasına rağmen cavea’ya ait bloklar tahrip olmuştur. Tiyatro, at nalı şeklindeki planı ve yamaç eğimini kullanması sebebiyle Helenistik özellikler göstermektedir. Fakat Roma döneminde sahne binası genişletilmiş ve cavea’yı yükseltebilmek için altına tonozlu geçitler (vomitorium) yapılmıştır. Güneydoğudaki deniz manzarasına yönlenen tiyatronun orkhestra çapı 20 m. cavea çapı ise 60 metreye yakındır. Oturma basamaklarının sayısı belli olmamakla birlikte, yüksekliği 34 cm. genişliği 60 cm. boyutlarındadır. Tiyatro yakınında bulunan mimari elemanlar sayesinde, Helenistik dönemde Ion düzeninde skenesi olduğu, Roma döneminde ise Ion ve Korinth düzenlerinin kullanıldığı iki katlı scaenae fronsa sahip olduğu söylenebilir.

5. BOULEUTERION / ODEION
Bouleuterion, kent ile ilgili önemli kararları alan meclisin bulunduğu yapıdır. Fakat Teos’taki yapı, 850 kişilik oturma kapasitesi ve agoraya yakınlığı nedeniyle farklı işlevler (odeion, tiyatro vb. toplantılar) için de kullanılmış olabilir. Yapı dörtgen bir mekan içine yerleştirilmiş, dairesel oturma sıralarından oluşmaktadır. Düz ovadaki yapı, moloz taş dolgu yapılarak yükseltilmiş ve at nalı planlı cavea, beş kerkis’e bölünmüştür. Oturma sıraları 36x81 cm. boyutlarındadır. Yapı içinde Agora yöneticilerinin isimlerinin yazılı olduğu iki kare sunak bulunmaktadır.Teos’taki Antiokhos yazıtına göre37, kralın bronzdan bir heykeli bouleuteriona dikilecektir. Memurlar, ephebler, sporcular adaklarını sunacaklar, heykelin çevresi çelenklerle süslenecek ve turfanda meyve sebzeler sunulacaktır. Kralın diğer kentlerinin (Antiocheia, Seleukeia ve Laodikeia) halklarına fahri hemşehrilik (isopoliti) unvanı verilecektir.

6. AGORA ve GYMNASION
Kentin agora ve gymnasion kısımlarında çok az araştırma yapılmıştır. Agora, akropolün güneyinde, bouleuterion’a bitişik şekilde konumlanmıştır. 1962 yılında yapılan kazılarda, MÖ. 7. yüzyıla kadar inen seramik buluntularına rastlanmıştır. Akropolün kuzeydoğusunda yer alan gymnasion’un büyük bir kısmı halen toprak altındadır. Küçük sondajlar ve yüzey buluntuları ışığında, gymnasion’un Helenistik dönemde inşa edildiği ve Roma döneminde değişikliğe uğradığı söylenebilir.